📘 A2-B1 Seviyesi

📌 Genel Bakış: Fark Nerede?

İngilizcede gelecekle ilgili konuşurken en çok bu iki yapıyı kullanırız. Ancak İngilizler, "Bu kararı ne zaman aldın?" ve "Emin misin, elinde kanıt var mı?" sorularının cevabına göre kelime seçerler.

WILL = Anlık kararlar, Söz verme, Şahsi fikir/tahmin (Kanıtsız)

BE GOING TO = Önceden yapılmış planlar, Fiziksel kanıta dayalı net tahminler

🔵 WILL (Kararsız, Anlık ve Yardımsever)

Will daha esnektir. Olaylar o an geliştiğinde, birine söz verirken, teklifte bulunurken veya sadece "Bence öyle olacak" derken "Will" kullanırız.

📞
(Phone rings) I will answer it! (Telefon çalar) Ben bakarım / açacağım! (Karar o an verildi)
🤝
I promise I won't tell anyone. Söz veriyorum kimseye söylemeyeceğim. (Söz verme)
💭
I think Fenerbahçe will win the cup this year. Bence Fenerbahçe bu yıl kupayı kazanacak. (Şahsi fikir, I think/hope ile)
🎒
Your bag looks heavy. I will carry it for you. Çantan ağır görünüyor. Senin için ben taşıyayım. (Yardım teklifi)

🟣 BE GOING TO (Planlı, Kanıtlı ve Garantici)

Be going to çok nettir. Eğer bir şeyi yapmaya daha önceden karar verip planladıysanız veya dışarıda açık, fiziksel bir kanıt varsa (kara bulutlar, düşmek üzere olan bir şey) bu yapıyı kullanırsınız.

💻
I am going to build a new Arduino project this weekend. Bu hafta sonu yeni bir Arduino projesi yapacağım. (Karar çoktan verilmiş, plan hazır)
🌧️
Look at those black clouds. It is going to rain! Şu kara bulutlara bak. Yağmur yağacak! (Gökyüzünde kanıt var)
🐾
Watch out! Diego is going to break that glass! Dikkat et! Diego o bardağı kıracak! (Kedi bardağa vurmak üzere, kanıt var)

⚖️ Aynı Durum, İki Farklı Yaklaşım

Diyelim ki bir arkadaşınızla konuşuyorsunuz. Aşağıdaki iki durumda aradaki niyet farkına dikkat edin!

🔵 Karar Anı (WILL)

A: "We don't have any bread left."
(Hiç ekmeğimiz kalmamış.)

B: "Oh, really? I will go and buy some."
(Hadi ya? Ben gidip biraz alayım/alacağım.)
-> Ekmeğin bittiğini O AN öğrendi ve karar verdi.

🟣 Planlanmış Durum (BE GOING TO)

A: "We don't have any bread left."
(Hiç ekmeğimiz kalmamış.)

B: "I know. I am going to buy some after work."
(Biliyorum. İşten sonra gidip alacağım.)
-> Ekmeğin bittiğini ÖNCEDEN biliyordu, almayı çoktan planlamıştı.

✏️ Öğrendiklerimizi Test Edelim

A: "I am very hungry."
B: "Sit down. I ___ make you a sandwich."
A: "Çok açım."
B: "Otur. Sana bir sandviç YAPAYIM / YAPACAĞIM." (Anlık karar / Yardım teklifi)
My sister is pregnant. She ___ have a baby in two months!
Kız kardeşim hamile. İki ay içinde bir bebeği OLACAK! (Fiziksel kanıt var, kesinlik yüksek)
I think cars ___ fly in the future.
Bence gelecekte arabalar UÇACAK. (Sadece şahsi bir tahmin, I think ile)
A: "Why did you buy so much sugar?"
B: "I ___ make a big cake."
A: "Neden bu kadar çok şeker aldın?"
B: "Büyük bir pasta YAPACAĞIM." (Karar önceden verilmiş, şeker alınmış!)
Don't tell my secret to anyone!
- I promise, I ___ tell anyone.
Sırrımı kimseye söyleme!
- Söz veriyorum, kimseye SÖYLEMEYECEĞİM. (Söz verme)
Fenerbahçe is playing terrible today. They ___ lose the match!
Fenerbahçe bugün berbat oynuyor. Maçı KAYBEDECEKLER! (Sahadaki oyuna dayalı, kanıtlı tahmin)